arzu kaprol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
arzu kaprol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Mart 2014 Çarşamba

MBFWI'da Utopian by Studio Kaprol Notlarım



Mercedes-Benz Fashion Week Istanbul kapsamında, Studio Kaprol Sonbahar/Kış 2015 "Rebellion" adlı koleksiyonunun sunumunu geçtiğimiz Cuma akşamı Asmalımescit Date'de yaptı.

Studio Kaprol, Arzu Kaprol'ün mentorluğunu yaptığı ve moda, aksesuar & ayakkabı, müzik, grafik, video ve sanat gibi farklı disiplinlerde uzmanlaşmış genç tasarımcılardan oluşan bir tasarım platformu.






Cansız mankenler üzerinde barda gerçekleşen sunumuyla Studio Kaprol ekibi, basın ve buyer'ların karşısına 
"Utopian" markası ile çıktı.

Utopian güçlü ve cesur duruşu, alternatif silüetleri ve gelenekleri reddeden çizgisiyle genç, başkaldıran ve değişimin peşinde bir tasarım markası.







Denimler, "piece of art" diyebileceğimiz bir desen kullanımı, agresif metal aksesuarları ile beni büyüledi. Ayrıca seçilen mekan, konsept, müzikler ve videonun sunulan koleksiyon ile uyumunu düşündüğümde, sunum marka DNA'sı ile örtüşen bir bütünlükteydi.




Utopian by Studio Kaprol, yakın zamanda Berlin Moda Haftası'ndaki defilesi ile de alternatif ve genç tasarım tutkunlarının ilgisini çekmişti.

Utopian by Studio Kaprol - Berlin Fashion Week

Studio Kaprol ürünleri Vakkorama'larda, Korupark (Bursa), Next Level (Ankara), Suadiye ve Nişantaşı Arzu Kaprol mağazalarında satılıyor.

Ayrıca online'da n11.com üzerinden de belli parçalara ulaşmak mümkün.

Gümbür gümbür gelen, sınırları her türlü reddeden bir kreatif ekip var. Tasarımcıların her biri ayrı ayrı yetenek dolu, üstelik güçlü bir eğitim background'ına sahip. Tek tek bu yetkinliğe sahipken, bir araya geldiklerinde çıkardıkları işlerin kötü olması olası değil.

Moda otoritesi filan değilim. Ama yine de "design/create for life" mottosu ile ilerleyen bu gençlere dikkat diyorum. Utopian'ın da altını çizerek bold yapıyorum.


Studio Kaprol Team: Cansu Özsoy, Tolga Turan, Emre Yazıcı, Ercan Tenekecioğlu, Yalçın Birol, Hazal Özdemir, Banu Kent, Özge Barut, Nevruz Akdağ, Burak Ayazoğlu.

18 Eylül 2013 Çarşamba

Arzu Kaprol Atelier Koleksiyonu Paris Defilesi & Backstage

Tatil bitti, dahası yaz bitti. Depresyonun kıyılarında geziyorum.
Bu durumlarda kendimi iki şekilde tedavi ediyorum. Hafta sonu sağa sola kaçıp aslında tatil hala sürüyormuş da arada çalışıyormuşum gibi bünyemi kandırmaya çalışarak... Ve bir de işe güce sarılarak...

Bilmeyenler için Vogue'da free-lance yazarlık bir yandan devam ederken, Nisan ayından beri Arzu Kaprol Paris ofisinde çalışmaya başladım. Arzu Kaprol ile yaptığım röportajın bana iş fırsatına dönüşeceğini tahmin etmemiştim, ama oldu.

Her sabah Paris'teki tartışmasız en sevdiğim bina olan Opera'dan, yine en sevdiğim meydan lüksün merkezi kabul edilen Place Vendome'a yürüyorum. Ofisimiz bu meydana iki adım. Rue Saint-Honoré'de dünyaca ünlü dev moda markalarına komşuyuz. Yani hak ettiğimiz yerdeyiz, sorun yok. ;) Ve Paris'i Paris yapan "Haussmann" mimarisine sahip şahane bir showroom'umuz var.


Arzu Kaprol ile çalışmak ayrıca keyifli. Patronum diye değil :) yeteneği, iletişimi, sakinliği ve enerjisi nedeniyle Arzu'ya hayranım.


Çiçeği burnunda ofisimizde işler daha şimdiden yoğun. Yerli-yabancı press day'ler, pre-collection sunumu derken Temmuz ayında Couture Week'te ilk Couture prezantasyon ve defile backstage deneyimimi yaşadım. Müthiş tempolu, koşturmacalı, heyecanlı, ışıltılı ve hayli stresliydi.


Bu stres esnasında backstage fotoğrafları ne ara çekebildim bilmiyorum.

Biraz geç bir posta olsa da, işte önce Arzu Kaprol Atelier mini showundan ve sonra da backstage'den kareler...


Arzu Kaprol

Moda Cambazı


Moda Cambazı

Arzu Kaprol


Moda Cambazı

Arzu Kaprol


Moda Cambazı

Moda Cambazı


Moda Cambazı

Moda Cambazı


Arzu Kaprol Atelier


Arzu Kaprol Paris
Arzu Kaprol

Ve backstage çekimlerim...


Kulis sohbetleri
Defile arası Arzu Kaprol

Swarovski ile sırt dekoltesi
Son dokunuşlar

Arzu Kaprol Atelier
Bekleyiş

Arzu Kaprol Atelier
Kusursuz detaylar

Arzu Kaprol defile
İşlemesi 3 gün süren head jewellery

Show'a doğru

Moda Cambazı
Final parçanın kulisten görkemli çıkışı

Moda Cambazı
Show aksesuarları

Casting board ve sıralama

Moda Cambazı
Arzu Kaprol & Girlzzz


Haftaya Paris Fashion Week. Ofiste telaşımız başladı bile. Çok yakında Paris Fashion Week showundan fotoğraflarla görüşmek üzere. :)

Arzu Kaprol ile stil röportajımı okumak için tıklayınız.

19 Mart 2013 Salı

Arzu Kaprol ile Stil Röportajım - Paris Onunla Daha Güzel!

Paris, seni seviyorum.
Bana Arzu Kaprol ile tanışma, hatta röportaj yapma fırsatı verdin.

Paris’te showroom açılışı ile birlikte yeni koleksiyonunu tanıtacak olan Arzu Kaprol’un; Tom Ford’dan Balenciaga’ya, Hotel Costes’dan Goyard’a kadar dünya çapında markaların bulunduğu Rue Saint-Honoré’deki ofisine gidiyorum.

Gitmeden önceki telaşım akıllara zarar. Sanırsınız ki açılacak showroom benim. Ufak çaplı bir ne giymeliyim krizi yaşıyorum. Normalde gardırobumda çok sayıda Que ve Arzu Kaprol bulunur, ama Paris’te 65m2’de bir hayat kurduğum için çoğu kıyafetim burada değil. Olanlar arasından onun tasarımlarını bulup çıkartıyorum heyecanla. Beni beğensin istiyorum.


Ofisten keyif veren bir köşe

Bina girişinde mumlar karşılıyor beni. Ve işte Arzu Kaprol, hemen karşımda… Fransa kanalı Arte’nin röportajının ardından benimle görüşüyor. Her röportajını ağzım açık izlediğim kadın, bana röportaj veriyor.

Sakinleşmek için şampanyadan koca bir yudum alıyorum. Ona o kadar çok şey söylemek istiyorum ki; saçmalıyorum, master’ımdan bahsediyorum, “sizi böyle canlı canlı görmek harika” filan diyorum. Ben ona iltifat etmeye utanırken; o üzerimdeki Que tasarımlarını fark ediyor, bana iltifat ediyor. Karnesindeki pekiyileri büyüklerine göstermiş bir çocuğun haklı gururunu hissediyorum.

Arzu Kaprol &  Moda Cambazı

Arzu Kaprol
Arzu Kaprol &  Moda Cambazı

Yine müthiş bir koleksiyon sunuyor. Adı: “Birlikte Yalnızlık”. Koleksiyondan bana geçen duygu şu: Evet! Bu kıyafetlerin içinde, bu kalabalıkta yalnız olma durumu ile başa çıkabilirim… Öyle bir güç vaat ediyor bana. Yapılı, sağlam binalar gibi ayakta duruyor. İlham panosundaki mimari kokuyu duyabiliyorum. Derilerin baskın olduğu koleksiyonda markasının DNA’sına yine sadık kalıyor, ama kendini tekrarlamaksızın. İpek ve trikolar da var. Arındırıcı beyazlar, kar sessizliği gibi. Sakin ama güçlü. Grafik desenler, siyah beyaz kontrastı, neon sarılar ve kırmızılar ise yürek çarptırıcı. Yalın ve elegan maviler geçerken önümden, Joan Miró’nun “Bleu” üçlemesi tablolarına bakar gibiyim. Hepsi benim olsun, hepsi...






Ve sohbetimiz başlıyor. Kendini fark ettiren güzel diksiyonu, abartılı kelimeler kullanmaksızın sanatsal karakterli ve bir parça akademisyen edalı konuşma tarzı ile Arzu Kaprol sorularımı yanıtlıyor.


Paris'te "Birlikte Yalnızlık"

Moda Cambazı: Paris’te dünyaca ünlü tasarımcıların mağazalarının olduğu çok prestijli bir caddede artık bir showroom’unuz var. Bu size neler hissettiriyor?
Arzu Kaprol: Özel bir duygusu yok açıkçası. Çünkü hayatınızda yaşadığınız gelişmeler, iyileşmeler ya da büyümeler zaten o anın getirdiği, gerektirdiği şeyler. Şaşırıyorsanız bir gariplik var. Tabii ki şükrediyorum, tabii ki çok güzel bir şey. Ama olması gereken zamanda ve yerde olduğunu düşünüyorum.

Moda Cambazı: “Birlikte Yalnızlık” koleksiyonunuzdaki ilham kaynaklarınızdan bahsedebilir misiniz?
Arzu Kaprol: Sosyal medya ilişkilerini, büyük kalabalıklar içerisinde aslında ne kadar gerçek ilişkiler içerisinde olduğumuzu sorguladığım bir koleksiyon. Kalabalık içinde yalnız olmak tamamen. O yüzden geometrik formlar var. Çizgilerin hepsi bir noktadan çıkıyor ama birbirine değmiyor. Dolayısıyla aslında büyük bir ağ var, ama merkezinde siz teksiniz.

Moda Cambazı: Atelier koleksiyonunuz, Pret-a-porter (hazır giyim) koleksiyonunuzdan ne kadar farklı?
Arzu Kaprol: Atelier çok daha özel bir işçilikle üretiliyor. Üzerinde harcanan emek ve saat, onu Atelier yapan. Pret-a-porter bir endüstri ürünüyken, Atelier tek tek elde dikiliyor.






Hayattan keyif alan, global bir kadın

Moda Cambazı: Peki Arzu Kaprol kadını, nasıl bir kadın?
Arzu Kaprol: Benim ifade etmem zor. Ama nasıl görmek isterdim derseniz; yaptığı her şeyden, hayattan keyif alan ve güçlü bir kadın derim. Feminen, ama androjen bir feminenliğe sahip. Erkek gibi olmaya çalışmayan, ama isterse kimlik de değiştirebilen. Duygusal değişiklikleri yaşayabilen. Kadın olduğunu kabul eden; vücudundan, kendinden keyif alan bir kadın. Bu kadın dünyanın her yerine seyahat edebilir, dünyanın her yerinde yaşayabilir. Çünkü o global bir kadın, aktif ve de sosyal. Spora da gitse, pazar kahvaltısına da; bir kokteyle ya da Oscar’a da katılsa hep kendine güvenen bir kadın.

Moda Cambazı: Sizin favori tasarımcılarınız kimler?
Arzu Kaprol: Kendim de dahil olmak üzere, her sezon başka isimleri beğenebiliyorum. Her yaptığını her zaman beğenirim diyebileceğim birisi yok. Bu kendim için de geçerli. Yine de en çok beğendiğim tasarımcı olarak Cristobal Balenciaga’yı söyleyebilirim. Kup, form ve işçiliğini inanılmaz buluyorum.

Moda Cambazı: Nicolas Ghesquière ayrıldı ama...
Arzu Kaprol: Evet, üzülüyorum gitmesine. Çünkü onun bir tavrı vardı. Yaşama karşı bir tasarımcı tavrı vardı.

Kült soru: Stil sahibi olmak nedir?

Moda Cambazı: Arzu Kaprol bir şehir olsaydı, hangi şehir olurdu? Dünyanın hangi şehri sizin ruhunuzu en doğru yansıtırdı?
Arzu Kaprol: İstanbul. İstanbul’un kozmopolit, çok modern ama çok geleneksel hali, çok insancıl olma hali, yakın olma hali. Bunların benim için çok önemi var.

Moda Cambazı: Arzu Kaprol markası bir içecek olsaydı, hangi içecek olurdu?
Arzu Kaprol: Su. Su gibi olmasını isterim. Akışkan ve yaşam veren.

Moda Cambazı: Arzu Kaprol’den çocuk ya da erkek gibi yeni bir line haberi gelebilir mi?
Arzu Kaprol: Başka line’lar şu anda düşünmüyorum. Zamanla olabilir mi, bilmiyorum. Ama şimdilik bu konuda bir plan program yok.

Moda Cambazı: Moda kurbanı değil, stil sahibi olmaktan bahsediyoruz hep. Peki stil sahibi olmak nedir?
Arzu Kaprol: Stil zamanla eskimeyendir. Modayla ilişkisi yoktur. Stil modayla ve zamanla ilişkisi olmayan bir tavırdır aslında. Konuşmak gibi, karakter gibi. Dolayısıyla zamanla da geliştirilebilir bir şey.

Moda Cambazı: Kendi stilinizi nasıl tanımlarsınız?
Arzu Kaprol: Zamansız, keyifli ve modern.

Moda Cambazı: Hayatınızdaki en olmazsa olmaz üç şey nedir?
Arzu Kaprol: Ailem, ailem, ailem.





Sahne arkası

Artık herkes mi modacı?

Moda Cambazı: Artık çok fazla insan modacı. “Modacıyım” demek, “tasarımcı” olmak neleri gerektiriyor sizce?
Arzu Kaprol: Öncelikle bir şeyin tasarımını yapabilmek için bir temel teknik bilgi altyapınızın olması lazım. Okullu olmak gerekiyor. Ya da gerçekten işin tekniğinde çalışmış olmak. Ama yine de içinde yaşadığımız çağda eğitimini almamak çok kabul edilebilir bir şey değil.

Moda Cambazı: Doğuştan çok yetenekli olmak yeterli değil mi?
Arzu Kaprol: Yeteneğinizin zaten olduğunu varsayıyoruz. Yetenekli olmak bir ayrıcalık değil, bir zorunluluk. Yeteneğinizin üzerine siz ne yapacaksınız, bu size kalmış. Önce eğitimini almak, sonra emek vermek ve sonra yapmaya devam etmek ve gün geçtikçe de geliştirmek gerekiyor.

"Fashionista" ve "Fashion Designer" farkı...

Moda Cambazı: Güzel giyinen, ikon kabul edilen kişiler tasarım yapıyor ve hatta markalarını yaratıyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Arzu Kaprol: Birinin güzel giyiniyor olması ya da eşine dostuna güzel kombin önerileri veriyor olması onu modacı yapmaz. Fashionista ve fashion designer farkı. Ben çok fazla mimariden ilham aldığım için, giysi tasarımı ve mimariyi çok özdeşleştiriyorum. Düşünebiliyor musunuz, merdivenin teknik oluşumunu bilmeyen bir mimar olabilir mi? Olamaz. Dolayısıyla ceket, kol, yaka, astar, fermuar takımını bilmeyen de bu işi yapamaz. Tekniğini bilmediğiniz bir şeyi tasarlayamazsınız. Ancak styling yaparsınız. O da önemli bir meslek dalıdır, ama başka bir meslek dalıdır. Mutlaka özel bir göz ve zevk gerektirir. Ama bu kişiyi modacı yapmaz. Modacı da stylist değildir zaten. İkisi de saygıdeğer çok farklı iki meslektir. Özellikle geçici hevesler beni hayata karşı korkutuyor. Bir şeyim demeniz için ona ciddi bir emek vermiş olmanız lazım. Bu ilişkiler için de böyle, mesleğiniz için de böyle, çocuğunuz için de böyle. Sahiplenmek, sorumluluk duymak önemli. Marka olmak da böyle bir şey. Çünkü marka bir taahhüttür, orada olacağınıza ve onun arkasında duracağınıza dair. Hemen vazgeçemezsiniz.

Moda Cambazı: Daha özüne inecek olursak, tasarım nedir?
Arzu Kaprol: Tasarım bir şeyi olduğundan daha iyi yapmaktır. Bu kıyafet, vazo ya da kaşık tasarımı için de böyledir. Daha iyi bir kaşık yapamıyorsanız, kaşık tasarlamayacaksınız. Çok basit.

Moda Cambazı: Özellikle Avrupa’da tasarımcı odaklı bir moda anlayışı varken, Türkiye’de markalara odaklıyız. Örneğin Vakko, Beymen var ama arkalarındaki yüz, tasarımcı bilinmiyor. Sizce lüks tasarımcı markaları Türkiye’de neden ön planda değil?
Arzu Kaprol: Yeterli dağıtım kanalı yok. En büyük sorun bu. Şu anda Arzu Kaprol markası dışında hiçbir Türk tasarımcının Türkiye’de birden çok mağazası yok. Bu çok garip bir durum. Bir de algı problemi var. Modacı ve tasarımcı dediğimiz zaman, özel günler için kişisel kıyafet siparişi verdiğiniz birisi gibi algılanıyor hala. Günlük hayatımızda bir tasarımcı ürünü giymeye alışık değiliz.



Arzu Kaprol kimdir?

Lise döneminde Türkiye’nin ilk kadın rock grubu olarak bilinen Volvox’un klavyecisi olan Arzu Kaprol, Mimar Sinan Üniversitesi Moda Konfeksiyonu bölümünü ve Paris American Academy’de Perfectionnement programını bitirdi. Türkiye’de 6 butiği olan Kaprol’ün, bugün Harrods ve Harvey Nichols gibi dünyanın en iyi departman mağazalarında tasarımları satılıyor. Dört sezondur Paris Fashion Week’e katılıyor ve WWD, Styleite ve Nowfashion gibi en iyi moda siteleri tarafından takip ediliyor. Tüm bunların dışında Arzu çok şanslı bir kadın. Jazz piyanisti eşi ve ikizleri olmak üzere 3 yakışıklı adam ile birlikte yaşıyor. Ve, hayatın içindeki minik ve yalın keyifleri atlamıyor. Hayatı derinlemesine içine çekiyor.